Cerrahi öyle bir meslektir ki, sadece kitaplardan öğrenemezsiniz. Usta- çırak ilişkisinde olduğu gibi bir usta gereklidir. Estetik cerrahide de böyledir. Ancak ustaların bazıları öylesine yer eder ki meslek erbabları onları, unvan hocası değil de gerçek hoca olarak adlandırır ve kalbi saygı duyar. Hocam demekten gurur duyar. Prof. H. Ege Özgentaş, Plastik Cerrahinin gerçek hocalarından biridir. Birçok Plastik cerrahın yetişmesini sağlamış, bilgi ve birikimini paylaşmaktan mutluluk duyan öyle unvan olarak değil gerçek hocalarımızdandır. Aşağıda aktaracağım yazı “Estetik Cerrahide Gerçekler ve Vaatler” başlıklı makalesidir. Düşüncelerinin tümü tarafımca da benimsendiğinden sizlere aktarmak istedim. Makale uzun olduğundan köşemde seri olarak paylaşacağım ve noktasına virgülüne dokunmadan aktaracağım.

İnsanların toplu halde yaşamaya başladıkları ilk dönemlerden itibaren “güzellik” en çok istenilen ve değer verilen kavram olmuştur. Bu gerçek günümüzde de geçerlidir. Genellikle “güzel” olanlar olmayanlardan daha ayrıcalıklı bir konumda olmuşlardır. Kendilerini “güzel” bulmayanlar ise bir şekilde “güzellik” sahibi olmaya çalışmışlardır. “Güzel” olma arayışı kozmetik ve moda endüstrisini ortaya çıkartmıştır. Ancak moda ve kozmetik endüstrisi vücut yapılarının anatomisi (doğuştan gelen şekli) üzerinde yeterli değişiklik yapamamaktadır. Tıpta cerrahi çok eski çağlardan beri yalnız hastalıkların tedavisinde değil kozmetik amaçlar için de kullanılmakta idi. Son 100 yıl içinde tıbbın ve özellikle cerrahinin gençleşme ve güzelleşme amaçlı olarak kullanımı yaygınlaşmaktadır. Estetik Cerrahi yaptığı başarılı tedavilerle dünyada kendini kanıtlamıştır. Ancak yasal olarak “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” uzmanlarının kullanabileceği “Estetik Cerrah” tanımı son yıllarda böyle bir eğitimi ve diploması olmayan pek çok hekim tarafında yasa dışı olarak kullanılmakta ve tüm çabalara rağmen tam olarak önlenememektedir. Cerrahi masraflı ve yetenek isteyen bir işlemdir. Kendine göre riskleri vardır ve insanlarda anestezi (narkoz), ameliyat kelimeleri az da olsa bir korku yaratmaktadır. Bu korku “neştersiz ameliyat”, “ameliyatsız güzelleşme”, “narkozsuz kansız estetik”, “çalışanların yemek tatilinde ameliyat olarak işine güzelleşmiş şekilde geri dönmesi” gibi çekici isimleri olan işlemlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu isimlerle tanıtılan güzelleştirme işlemlerinin bir kısmı gerçekten bilimsel olarak var olabilir. Ancak önemli bir kısmı gerçekte “estetik cerrah” olmayan fakat kendini böyle tanıtan kişiler tarafından ortaya atılmış, riski nispeten az ancak geçerliliği bilimsel olarak kanıtlanmamış işlemlerdir. Genellikle ortaya çıkartılma nedenleri insanların gençleşme ve güzelleşmeye olan zaaflarından yararlanarak haksız kazanç elde etme arzusudur. Bu tip reklam ağırlıklı girişimleri biraz açalım:

Lipoşeyping (liposhaping):

 Liposakşın (liposuction) yani yağların vakum ile alınması estetik cerrahinin en popüler ve en başarılı girişimlerinden biridir. Ancak uzmanlık gerektirir ve kesinlikle hastane ortamında ve ameliyathanede yapılması gereklidir. Apartman dairelerinde hizmet veren ve bu olanaklara sahip olmayan bazı güzellik ve/veya estetik merkezlerinde hastalara “Liposakşın ağır ve tehlikeli bir operasyondur, biz onun yerine daha güvenli olan lipoşeyping yapıyoruz. İşlemden sonra yürüyerek evinize gidiyorsunuz ve ayni sonucu alıyoruz” şeklinde yanlış bilgiler verilmektedir. Yağların vakum ile alınması işlemi alınan yağ miktarı ile orantılı risk taşır. Çok az miktarda yağ alınacak ise (gıdı bölgesi veya diz içleri gibi) işlem lokal anestezi ile ve ayaktan yapılabilir ve hasta işlemden sonra yürüyerek evine gidebilir. Ancak bel, karın, basenler ve kalçalar gibi daha geniş alanlarda önemli miktarlarda yağ alınacak ise ayni şeyler söylenemez. Ayrıca yağların vakum ile alınması işlemi alınan yağ miktarı ne olursa olsun bir ameliyattır. Bu ameliyata bazı uydurma isimler vererek hastaların kafasını karıştırmak ve yapılan işlemin ciddiyetini azaltmaya çalışmak hatadır.

Lipoliz:

Son yıllarda bazı ilaçların enjekte edildikleri bölgelerde yağları erittikleri saptanmış ve buradan hareket ile vücuttaki istenmeyen yağları deri altına enjeksiyonlar yaparak eritme fikri ortaya atılmıştır. İlk bakışta cazip görünen bu fikir özel bir yetenek istemediğinden pek çok kişi tarafından hemen benimsenmiş ve hastalara ameliyatsız, bıçaksız, anestezisiz, hastane gereksinimi olmadan ayaktan yapılan enjeksiyonlar ile yağlardan kurtulma garantisi veya umudu verilmeye başlanmıştır. Başka amaç için kullanılırken yağları erittiği tesadüfen anlaşılan bu tür ilaçların amacı dışında ve tavsiye edilen dozların çok üzerindeki dozlarda kullanılması son derece tehlikelidir çünkü yüksek dozlardaki etkileri araştırılmamıştır. Burada insanlar kobay olarak kullanılmakta ve yanlış bilgilendirilmektedir. Ayrıca bizlere (estetik cerrahi uzmanlarına) başka yerde gördükleri bu tedaviden sonra mutlu olmadıkları için başvuran hastalardaki ciddi sekeller (iltihaplanma, deride düzensizlik gibi) anlatılan işlemin etkili ve güvenli olmadığını düşündürmektedir . Deneysel çalışmalarda kesin sonuçlar alınıncaya kadar insanlarda bu tür ilaçlar ile yağları eritmeye çalışmak güvenli, yasal ve etik değildir.