Hergün muayenehanemde pek çok estetik cerrahi hakkında soruları cevaplıyorum. Bunun dışında günlük yaşantımda da kimi zaman yemekte, kimi zaman bir toplantıda veya alışveriş yaparken birçok estetik cerrahi sorusuyla karşılaşıyorum. Şikayetçi olduğumu düşünmeyin. Asla şikayetçi değilim. Hastalarımla sohbet etmeyi sevdiğimden olsa gerek memnunum bile.  

Son on yıllarda herkesin estetik cerrahiye ilgisinin artması toplumsal değişimimizin göstergesi. Bence çağdaşlamak yönünde bir kriter olarak değerlendirilebilir. Artık pek çok kişi estetik cerrahi ameliyatlarını saklamıyor. Hatta bu konularda parfüm, giysi hakkında konuşmak kadar rahatlar. Belki eskisi gibi estetik cerrahi lüks olarak görülmüyor, bir ihtiyaç olarak algılanabiliyor. İşte tam bu noktada aklımıza gelen soru şu oluyor; “neden estetik cerrahiye ihtiyaç duyuluyor “.

Deneyimlerimden bu konudaki ilk görüşün estetik cerrahiye psikolojik zayıflık olduğu. Ancak bu kesinlikle doğru değil. Sanılanın aksine estetik cerrahiye isteyen kişiler psikolojik olarak çok güçlüler. Hayata bağımlı, yaşamayı seven, duyarlı kişiler. Kendilerine ve bedenlerine olan duyarlılıklarına bağlı olarak diğer insanlara, çevreye ve hatta tüm dünyaya insancıl yaklaşım otaya çıkarıyor. İşte bu duyarlılık onları çok özel kılıyor. İşimi severek yapma nedenlerimden biri de pozitif elektirik saçan bu toplulukla ilişki içinde olmak. Ve ben içlerinde sanki bir çocuk saklı diye düşünmeden kendimi alıkoyamıyorum. Ortak amaçları sadece hissettikleri gibi görünmek o kadar.

Kendimizi iyi hissetmek fiziksel durumumuza büyük ölçüde bağlı. İyi giyinmek gibi bir şey bu. İyi giyindiğinizde, kendinizi şık bulduğunuzda daha iyi hissetmiyor musunuz? Estetik cerrahi de bu duyguyu sağlıyor. İyilik hali içinde olduğunuzda tüm yaşamınız etkileniyor. Daha kolay ilişkiler kuruyor, daha doğru kararlar verebiliyor ve tercihlerde bulunabiliyorsunuz. Aslında estetik cerrahi ameliyatı size yeni bir güven sağlamıyor. Mevcut olan fakat daha önce belki de fark edemediğiniz iç cevherinizi ortaya çıkarıyor. Yoksa neşterimin ucundan sihir akmıyor.

İlerleyen teknoloji ile bilişim çağında yaşıyoruz. Elbette ilerleyen teknolojinin bir sonucu olarak ortaya çıkan iletişimde görselliğin hakimiyeti hepimize bir bedel ödetiyor; rekabetçi toplum. Aynı nitelikte iki kişinin iş başvurusunda bulunduğunu düşünün. Fiziksel özellikleri daha iyi olan tercih sebebi olabiliyor. Tıpkı Meksika’lı bir plastik cerrahın dediği gibi güzellik referans mektubu oluyor. İşte bu önemsemeler benim gibi estetik cerrahları kahraman yapıyor. Ve hastaları ofisimize getiriyor.

Değerli takipçilerim, internet sayfamın köşesinde merak ettiğiniz estetik cerrahi konuları ve sorularınızı cevaplandırmaktan mutluluk duyacağımı belirtmek isterim. Ancak burada okuyacaklarınız yalnız estetik ameliyatlarla ilgili tıbbi bilgilendirme olmayacak filosofik yaklaşımlar bulacaksınız. Çünkü bu köşenin yazarı okurlarını işinin ticaretini yapacak bir Pazar olarak görmemekte ve estetik cerrahiyi sanat olarak anlatabilmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle bir yaşam biçimi olarak kabul ettiğim estetik cerrahi yaklaşımlarını aktarabilmeyi ve kendimi ifade edebilmeyi daha da önemlisi sürç-i lisan etmemeyi ümit ediyorum. Ameliyata başlarken bisturi yerine sihirli değnek demek hoşuma gider. Bilirim onun sihirli değnek olmadığını ama hep öyle olmasını hayal ederim. Sihirli değnek masalsı oysa bisturi gerçek. Hayal etmek de yaşamın bir parçası olduğuna göre, sihirli değneğin temsil ettiği mutluluğu tüm insanlığa diliyorum.