Sanılanın aksine estetik cerrahiye ilgi duyan kişiler, ruhsal açıdan çok güçlü özel insanlardır. Zira her şey kendini sevmekle başlar. Ve bu duyarlılık hale etkisi ile tıpkı bir damlanın halkaları şeklinde aile, şehir, ülke, tüm dünya, nihayetinde evreni sevmek şeklinde gider. Bu nedenle estetik cerrahi için başvuran kişiler dışa dönük,sosyal ilişkiler kurmaktan zevk duyan, insanları seven, mükemmeliyetçi kişilerdir.

Maalesef toplumun başka bir kısmı aynı özelliklere sahip olmayıp devamlı olarak bu özel insanları tenkit eder. Hal böyle olunca da estetik girişimlerin sır olarak kalmasına neden olur.

Estetik bir ameliyatın başarısında en önemli kriter; ameliyatın mükemmel olması değil kişi tarafından mutluluk olarak algılanmasıdır. Bu durum estetik girişim öncesi doktor ve hasta arasında dialogun sağlıklı,samimi olması ve yeterli zaman ayrılabilmesine bağlıdır. Böylece kişinin sonuçtan mutluluk duyması mümkün olur. Ben buna inanıyorum ve başvuran hastalarımla ameliyat öncesi uzun süreler görüşmeyi seviyorum. İstiyorum ki; ameliyata giderken tüm sorular cevaplansın. Bugün hastayı görüp akşamına yada ertesine cerrahisini yapan biri olamadım. Bazılarına göre beceremedim.

Bu noktadan hareketle estetik cerrahide ilk yüz yüze görüşmenin önemli olduğunu biliyor ve ilk randevuyu çok önemsiyorum. Çünkü hasta için ilk adımdır. Estetik kaygılar için bir estetik cerrahla görüşmek ilk doğru adımdır zaten.

Estetik ameliyat sonrasında mutsuz olan hastaların ameliyattan önceki davranışlarını ve his dünyalarını göz önüne getirdiğimde, memnun olunmayan neticenin ortaya çıkışında hastanın da payı olduğunu görmüşümdür. Bu da hastanın genellikle ameliyat kararı aşamasındaki ruh durumu ile çok yakından alakalıdır.

Bu yüzden hasta ile “ilk yüz yüze görüşmenin” önemi bence ameliyat yapma aşamasından çok daha fazla ön plana çıkıyor.

Hastayı anlamak ve ona zaman ayırmak… Hastaya o andan itibaren en önemli kişinin sadece kendisi olduğunu hissettirmek… İlk görüşmede benim için öncelik hastada gördüğüm ve düzeltebileceğim fiziksel bozukluklardan çok, o hastanın bana neden ve neresinden memnun olmadığı için geldiğidir.

Gerçekten vücudunun herhangi bir yerini değiştirmek istiyor mu, bu istek hangi boyutta ve bu isteğe hangi duygular sebep oluyor?

Konuşmaya “Sizin için ne yapabilirim?” sorusu ile başladığımda gelen cevap genellikle şikayete yönelik açıklamalardır ve normal olanı da budur. Oysa ben estetik girişimin arkasında yatan nedeni öğrenmek isterim. Zira hastanın beynindeki fotoğrafı görmek ancak bu şekilde mümkün bana kalırsa. Önemli olan hastanın şikayetini açıklaması, benim de o şikayeti estetik cerrahi tedavi imkanları içinde düzeltip düzeltemeyeceğimi ve neticenin ne şekilde olabileceğini ortaya koymamdır. Bunu yaptırıp yaptırmamanın kararını yine kişi kendisi tek başına vermelidir.

Konuşmanın her anında profosyenelliğimin içine amatör bir ruh yerleştirmeye çalışırım. Hastalarımın bazen bu davranışıma çok şaşırdıklarını görüyorum. İnsan bedeninin kutsallığına inanan bir kişi olarak daha materyalist bir yaklaşım olan cerrahi girişimi pazarlama davranışından hep uzak durmuşumdur. Çünkü benim ofisimden giren kişinin ikna edilmeye değil gerçek bilgilere ihtiyacı olduğunu kabul ediyorum.

Son cümle benim meslek yaşamı felsefemdir; başarılı cerrahi mutlu hasta demektir ve ameliyat öncesi yaptığınız tıbbi, psikososyal hazırlığınızın meyvesidir.

Sağlık ve esenlikle kalın…